16 Aralık 2011 Cuma

Yarim

bir buseyle başladım yaşamaya,
parçalanmış kalbimle unuttuğum hayatı.
o buse ile vücuduma yayıldı dudaklarımdan,
kalbimde birleşti adeta
her parçasını bir araya getirerek yaşam enerjim.
ve bütün olduğunda tüm parçalar,
senin kalbinle atmaya başladı yeniden,
daha önce hiç atmadığı farklı bir ritmde,
farklı bir ezgi ile,
sanki notaların kusursuzca dizilip
en kusursuz eseri oluşturması gibi,
eşsiz bir duygu ile ilk defa duymanın getirdiği.


öyle bir enerjiydi ki içime dolan,
taşıp karanlığı delerdi her gülüşünde
ve her gülüşünde öyle bir aydınlanırdı ki içim
gözlerim kör olurdu, yalnızca sen olurdun;
çevremde, dünyamda, gözlerimin ve aklımın alabildiği her yerde.


bazen de ayrı olmamız gerekirdi, yanında olamazdım
her nefes son nefes gibi gelirdi o anda,
sen gittiğin anda ölecekmişim gibi,
kalbim yeniden duracak,
bedenim hissizleşecek,
donuk gözlerle kalacakmışım gibi.
ama kalbin tam o anda bastırırdı bu duyguları,
her sensiz nefesimde.
yanındayım derdi,
seninleyim derdi.


silinmeyecek bir enerji kattığın hayatıma,
kalbimden ve ruhumdan.
ve biliyorum ki ruhumla terk edecek bu bedeni,
içimde canlanan her şeyle beraber,
o ilk busenin sıcaklığı ile son nefesimde.


B.B.
16.12.2011

20 Mart 2011 Pazar

Kedim

kıvırcık saçlı bir kedim var benim.
gözlerine hemcinslerinin aksine sinsiliğin yerleşmediği,
bakışlarında türlü türlü duyguları barındıran
ve bazen bu duyguları düşünmekten kendi zihninde kaybolan,
özel bir kedidir benim kedim.
huzurumdur aslında kendisi,
bana dışına taşıramadığı sevgisiyle yeniden yaşama isteği aşılayandır.
öyle güzeldir ki sıcaklığını hissetmek,
düşüncelerinden uzaklaşıp göğsümde uyuyakaldığında...

B.B.
20.03.2011

20 Kasım 2010 Cumartesi

Öncesi ve Sonrası

Epey zaman geçmiş yazmayalı ki bunu farketmemi sağlayan ufak bir tarih olmasa sanırsam epey bir süre daha yazma ihtiyacı hissetmeyecektim. Çok garipti çünkü yazılanlardan sonra yaşananlar; hayatıma girenler, hayatımdan çıkanlar, etkilediğim ve etkilendiğim şeyler. Hepsi neredeyse tamamen değişmişti. Hatta tepkilerim bile değişen şeyler arasındaydı.
Değişik duygulardı beni bazı şeyleri yazıya dökmeye iten. Hüzün vardı genelde, saçma sapan açığa çıkan melankolik duygular sebebiyle. Bu yüzden yazamadım sanırsam. Sevinçlerimi yazıya dökmeye uğraşmamıştım hiç. Onları yalnızca yaşanıp ardımda bırakılacak güzel hatıralar olarak, yazdıklarımı ise her zaman benimle beraber kalmasını istediğim, farkettiğim hali ile saçma sapan duygularım olarak görüyordum. Kendime göre haklı sebeplerim vardı belki de; kimseye anlatmayı düşünmediğim duygulardı çoğu. Yalnız geçen akşamlarda, yolda yalnız başıma yürürken ya da yalnız herhangi bir durumda iken zihnimde mırıldandığım saçmalıklardı. Saçmalıklardı çünkü olayların getirdikleri ve götürdüklerini çok net olarak gördüğüm son bir buçuk yılda kendime çektirdiğim eziyetlerden başka şeyler değildi yazıya dökülenler.
Sürekli zihnimde dönmeye başlıyorlardı bir süre sonra. Mırıldanmalar anlamlı fısıltılar halini alıyor ve bir süre sonra net bir şekilde beynimi kemirmeye başlıyordu o cümleler. Anlamlı gelmeye başlıyordu bir süre sonra ama anlamlı olan herhangi bir şeyin aksine normal hayatımda yapmaya çalıştığım bir çok şeye de engel oluyordu bu cümleler. Yazma sebebim de tam olarak buydu zaten. Zihnimi açmalıydım bir şekilde, inatla dibe yuvarladığım hayatımı hiç değilse tekrardan yüzeye çıkarmalı ve hatalarımı düzeltmeliydim. Boşuna çabalamışım oysa ki.
Sorun zihnimdekileri kağıtlara döküp saklayıp, saçma melankolik duygularımın sürekli olarak içimi, düşüncelerimi kemirmesine izin verip ve tüm bunlara karşı koymamakla kalmayıp, dış dünyaya karşı kaybettiğim kendime güvenimi ve kendi kontrolümün iplerini tekrardan elime almak için güç harcamamamdı. Bu yüzdendi işte kendimi aşağılamalarım, sessiz, düşünceli tavırlar içinde kendi kendime eziyet çektirmelerim, gülümsemeyi bile kendime çok görmem gibi bir ton zamanımdan çalınmış saçmalık.
Tüm bunları kapsayan ve geçmiş senelere göre çok daha kötü geçmiş 1 senenin ardındandı sanırsam kendimi bulmam. Yapmış olduğum, temel iki ana tohumdan - çevresindeki her şeyi yok ederek yerleşen bambaşka kökler gibi - yayılan bir sürü hatadan sonraydı yeniden gücümü toplaman, olaylara tüm açıklığı ile bakmaya çabalaman ve zihnime yerleştirdiğim sorunları ufak ufak dışarı atmaya başlamam. Zor olacağı belliydi apaçık ama yapmalıydım da. Tüm bu saçmalıkların başından beri yanımda olan ve beni kesinlikle çok daha kötü düşüncelerle karşılaşmamdan koruyan, resmen bana çözüm yollarını tüm çıplaklığıyla gösteren Çağlar'ı bile dinlememeye başlamıştım. Ne kadar aptallaşmışım...
Her neyse, kendi kendime bir şeyleri çözmeye başladığım tarihtir belki de; Çağlar ve Ekin karşısında durmuş, yaramazlık yapmış ufak bir velet gibi onların sözlerini dinlediğim gece. Epey yürümüştük yine sıklıkla yürüdüğümüz caddede. Zihnimden atamadığım saçmalıklar onları da zor seçimler aşamasına getirmişti hatalarımdan dolayı. Çok şey anlattılar, uzun uzun, her bir sözün bile fazlasıyla değeri vardı o gece. Ama çok daha farklı bir şey farketmiştim o kadar sözün arasında. Sözler bu konu hakkında da değildi, lafı bile olmamıştı hatta, ama kesinlikle belli bir sonu gösteriyordu. Saçmalıklarla dolu o kadar süre boyunca yanımda olan Çağlar'ı ve daha sonradan aramıza katılmasına rağmen yeri önem basamaklarında yer etmiş Ekin'i kaybedeceğimi. Bilmiyorum o anki düşüncelerim bencilce zihnimde yer etmiş düşüncelermiydi ama olmamalıydı bu. Onca kötü zamanda yanımda olmuş insanlara en azından vefa borcumu ödemek adına olmamalıydı.
Kayırmak gibi olacak belki de ama Çağlar'ın hayatımdaki önemini kendi kendime kıyaslarken bile tam hakkıyla anlatamam gibi geliyor. Çok küçük hatta eşcinsel duygularmış gibi dörünen detaylar belki de ama onunla yaşadığımız her şeyin apayrı bir yeri var hayatımda. Unutamadığım bir çok anıdan biridir; bir keresinde evin aşağısında kavga var diye yalan söyleyip, onu kandırıp aşağı indirdiğimdeki yüz hali. Önemsemenin, değer vermenin yüzdeki karşılığıydı tam olarak. Ve sonrası sanırsam yine kalbini kırmıştım. Ve bunun gibi daha çok anım var Çağlar'la çokta uzun sayılmayak bir zaman dilimi içinde yaşanmış. Tonla edilmiş sohbet, kahkahalarla geçen zamanlar, gözyaşları... Hep yanımdaydı kısaca ve eminim ki kendimden uzaklaştırcak bir sürü hatama rağmen yanımdaydı. Hiç söylemedi açıkça ama gözleri kalbini kırdığım zamanlar açıkça ele veriyordu onu. Hatta uzak durmaya çalışıyordu benden ama ortaklaşan dünyamız buna engel oluyordu. Bilmiyorum çoğu kez nefret ettirdim kendimden belki de. Ama açıkça söylemeliyim ki şu an hayatımda güzel olan her şey çoğunlukla Çağlar sayesindedir.
Ve bu olaylar sonrası, kendimi toparlama çabalarım iç dünyamda etkili olmaya başladığı zamanlar. Nam-ı değer Yarim'le tanışmam kısacası. Doğruyu söylemek gerekirse bu kadar güzel geçeceğini tahmin etmemiştim o zamanlar onunla geçireceğim zamanı. Gerçekti yaşanan her şey, atılan her adım, hissedilen her duygu, söylenilen her söz ve çok daha fazlası, her şeyiyle gerçekti. Onunla tanışmamdan sonra gerçekten mutlu olmanın ne olduğunu anlamaya başlamıştım, kalbim atmaya başlamıştı adeta, ruhum bir anlam kazanıyordu ve içimdeki saçmalıklar teker teker atılıyordu sıkıştırıldıkları yerlerden.
Yazmama nedenimdi işte kendisi. Geçmişimdeki saçmalıkları unutturmuştu, o depresif ruh halini atmıştı içimden. Sevgi yüklemişti onun yerine. Mutluluk bolca... Ve belki de bir sorundu bu güzellikleri ifade edecek kelimeleri bulamamam. Zihnimde çok nadir olarak fısıltılar duyuyordum ama onlarda kayboluyorlardı kısa sürede. İşin garibi genellikle net sesler duyuyordum ama onlara bile konsantre olamadan çok daha güzel duygularla doluyordu içim ve o seslerde anlamsız kalıyordu.
Hayatın akması deniyor sanırsam bu duruma. Sabit herhangi bir düşünceye, duyguya takılmadan daha iyisini aramaya, onu bulmaya çalışmaya ve bulduğunda eskinin çok daha ilerisinde olmaya. Ondandır ki yazma ihtiyacı hissetmedim çünkü duyguları saklamak yerine yaşamayı seviyorum artık.

B.B.
20.11.2010

Not: Çağlar'a ve Yarim'e sonsuz teşekkürlerimle...

20 Kasım 2009 Cuma

Yine Gereksizce...

Merhaba benim uzun zamandır dertleşmediğim sanal kağıdım.
Hatırını sormayacağım yine
Düşünmeyeceğim yine neler hissettiğini
Yalnızca yazacağım, yazacağım...
İçimdekileri atmaya, yine saçmalıkları anlatmaya başlayacağım.

Garipti bugün,
Normalde hiç bir şey yapmadan kendimi zorunluluklara bırakmam gerekiyordu...
Yapmadım
Yapamadım belki de, olağanca sıkıcılıklarından dolayı daha sonrasında pişman olacağımı bile bile...
Sen bile geldin aklıma,
Normalde yalnızca hüzünlendiğim zamanlarda gördüğüm sen bile.
Yazamadığımı farkettim önce,
Normaldi çünkü içimde bir sıkıntı yoktu.
Paylaşmıyordum o yüzden, kendime saklıyordum bütün bencilliğimle yaşadığım mutluluğu.
Sonrası koptum, her şeyden bir anda...
Yine eski boşluğum aldı beni içine
Tuttu kolumdan amaçsızca eski anılara götürdü
İntikanı almak istercesine unutmamım.
Yaptığım yanlışları gösterdi önce teker teker
Gözümü kapatıp en haketmeyenine kadar herkese verdiğim değerin sonuçlarını gösterdi.
Zaten görmüş olduğum bir zamanlar
ve sonunda "peki"lerle biten anlamsız konuşmalarımı okuttu teker teker.
Sinirlendim, nefret ettim ve yalnızca oturdum karşısında her zamanki gibi.
Sonra bambaşka bir anıya taşıdı beni
İçimdeki çocuğu çıkardığım zamanlara gittim.
En saf halimi gördüm, en heyecanlı halimi, en masum sözlerimi, hayal kırıklıklarımı...
Boş boş beklentilerimi hatırladım yine teker teker, ardında bir kalp kırılması daha yaşadığım
Yine hüzünlendiğim ve ardından yine aynı beklentileri taşıdığım
Sonunda yine aynı şekilde kırılacağımı unutarak...

Ve en sonunda yine saçmaladım buraya işte
İçimde çok daha güzel sözler varken yine kırıldığım zamanları anlattım sana
Yine saçma sapan bir ruh haline girdim hiç gereği yokken
Hatta hiç bir boşlukta olmamama rağmen,
Hatta mutlu olmama rağmen,
Hatta özlediğim duyguların hepsine sahip olmama rağmen...

B.B.
20.11.2009

1 Haziran 2009 Pazartesi

Kayıp Giderken Zaman

Zaman...
Zaman...
Mutluluk...
Kaybolurken akışına dayanamayak zamanın
Öylece kalmasını isterdim hislerimin,
Saklayıp bir kutunun içine
Ya da benimle kalacak herhangi bir şeyin içinde.
Unutarak zamanı...
Saklamak...
Aldırmadan geçen zamanın acımasızlığına
Onun gibi kayıtsızca
Bir an için elimde olan mutluğu saklamak isterdim.
Hatta bir kalıbın içine hapsedebilmek
Bencilce...
Korkuyla...
Buz dağı gibi kocaman birşeyin içine
Bana ait olan kısmını daha da gözlerinizden uzağa taşıyabileceğim
Sizin ufacık sandığınız birşeyin içine saklayabilmeyi dilerdim.
Onun içine beraberce saklanmayı
Kandırakta olsa zamandan sıyrılmam
Bir zafer edasıyla
Zamandan kopuk anlık mutluğumla
Düşüncelerimden sıyrılmış
Yalnızca ruhum ve hissettiklerimle
Ve anlık mutluluğumla...

B.B.
01.06.2009

14 Mayıs 2009 Perşembe

Mutluyken...

Ne kadar garip,
Yalnızlığı istiyorum,
Herşeyden kopmayı.
Bulmuşken mutluluğu hüznün eksik olmadığı yaşamımda,
Yeniden bir hayalet olmayı diliyorum.
Bedenime kavuşmuşken,
Hayatı içimde beliren sevinçle yaşamaya başlamışken,
Hani çocuklaşmışken,
Baharın güzellikleri arasında koşuşturmak isteyecek kadar neşeliyken...
Bilmiyorum nasıl tarif edeyim,
Anlamıyorum,
Hayatın güzel tarafını bırakmayı,
Kabuslardan arınıp bir rüyaya dalmışken,
Ve rüyanın en güzel yerindeyken,
Yeniden kabuslar içinde bulmak istemeyi kendimi...

B.B.
2008

Beyhude Bir Çaba

Bilmiyorum ki var mı bir değerim,
Bir köpeğin bile gördüğü şevkati göremezken yanında,
Bir sevgi kırıntısını bile göremezken,
Nadiren gördüklerim harici...

Bilmiyorum hayatında ne değişmişti benden sonra,
Yanında elini tutarken ne fark vardı hayatında,
Bakışların bile dönmezken bana,
Ne değerim var söylesene.

Kıvranırken yanında görebilmek için yüzünü,
Bir nebze sevgi için beklerken kapında...

B.B.
07.03.2009